muslumanlar_yilbasinda_ne_yapmali_musluman_yilbasi_kutlar_mi_h13411

 

İslâm dini yepyeni bir nizamla ortaya çıkmış, önceki dinlerin hükümlerini bütünüyle yürürlükten kaldırmıştır. Bu dinin gecesi de gündüzü kadar aydınlıktır. Müslüman anasından metbu’ olarak doğar, tabi’ olarak değil. Yani o ilmiyle, irfanıyla, yüksek ahlâkiyle ve dindarlığı ile herkese örnek olur, herkes ona uymaya özenir. O ise kimselere özenmez. Çünkü dini ona yeterince malzeme sunmuş, ihtiyacını karşılamıştır. Tabii bu tabiiyet ve matbuiyet ilim ve teknikte, sanatta değildir.  Çünkü ilim ve teknik müslümanın yitik malıdır, onu nerede, kimin yanında bulursa almaya daha haklıdır. O halde tabiiyet ve matbuiyet ahlâk, din, adalet ve hakseverliktedir. O halde diğer dinlerin kutsal saydığı günleri kutlamak, onların âdetlerine uymak, büyük günahlardandır.

Buna birkaç misal verelim :

a)
Batı ülkelerinde olduğu gibi, yabancı kadın ve erkeklerin bir arada
toplanıp dans etmeleri, çeşitli oyunlar tertiplemeleri İslâm’a göre
büyük günahlardandır. Bir müslümanın onlara özenerek bu gibi şeyleri
helâl kabul etmemek şartıyla yaparsa büyük günah işlemiş olur. Helal
sayacak olursa, küfre girer.

b)
Güzellik yarışmaları, bilindiği gibi daha çok gayr-i müslim ülkelerde
yapılır. Bundan amaç, şehvetperestlere kadın vücuduyla ziyafetler
çekmektedir. Aynı zamanda genç kızları bu gibi ahlâksızlıklara
özendirmek suretiyle onları baştan çıkarmaya yöneliktir. Tabii Kur’ân’a
ve Sünnete göre, bir müslüman kadının bu tür müsabakalara katılması,
soyunup etini teşhir etmesi büyük bir günah ve ağır bir suçtur. Çünkü
ahlâkı ifsad etmekte, kadının annelik vakarını düşürmekte, onu bayağı
bir eşya gibi müzayedeye çıkarmaktır.

Bu tür müsabakaların mubah
olduğunu iddia eden kimse dinden çıkar. Tevbe ve istiğfar etmesi
gerekir. Aksi halde cenaze namazı kılınmaz.

c)
Noel Yortusunu Hıristiyan alemiyle birlikte kutlamak da büyük
günahlardan biridir. Hattâ buna özenerek İslâm’da böyle güzel âdetler
olmadığını söyler, Hıristiyanları takdir ederse, İslâm Dininden çıkar

Yılbaşında
tebrikleşmek de İslâmî sünnetlerden değil, Hıristiyanlara mahsus bir
âdettir, Bundan da Müslümanların kaçınması gerekir. Kendi millî ve dinî
günlerimizde tebrikleşmemizde ise sayısız yararlar vardır. Her şeyden
önce dinî ve millî âdetlerimizi yaşatmış, çocuklarımıza güzel örnekler
vermiş oluruz. (Bkz. Celal Yıldırım, İslam Fıkhı)

1-
Noel Baba, Yılbaşı, Christmas bayramı gibi başka dinlerin alameti,
sembolü olan günlere, o günü tazîm ve kutlama maksadıyla katılmak, aynı
maksatla o günlerde tebrikleşmek ve hediyeleşmek, yine aynı maksatla
hindi vb. almak, yemek, ziyafet çekmek, aynı maksatla bu tür
kutlamalara katılmak, o günlerde bayram niyetiyle çocuklara elbise
almak ve pişirdikleri yemekleri pişirmek caiz değildir.

2-
Böyle zamanlarda, böyle zamanlara has hindi vb. şeyleri sırf gıdalaşmak
için almak, ucuz postane hizmetinden yararlanmak için tebrikleşmek
haram değilse de, onlara benzeme, onların uygulamalarını yaygınlaştırma
ve meşru gösterme anlamı taşıdığından tehlikeli ve mahzurludur.
Müslümanların, hangi maksatla olursa olsun, o günlere mahsus bir şey
yapmamaları gerekir.

3- Hindi
gibi sırf o günlere mahsus şeyleri, o günlerde satmak, fasıklara
“günahta yardım” anlamı taşıdığından, haram ya da tahrimen mekruhtur.
Ancak alacağı para haram değildir. Haram ve günah olan o işi
yapmasıdır. Bu hindilerin besmele ile kesilmiş olması halinde böyledir.
Besmele ile kesilmemişse “meyte” olacaklarından satılmaları hiç bir
surette caiz olmaz.

4- Yılbaşı
kutlamaları için matbaa sahiplerinin davetiye, afiş, kart vb. şeyleri
basmaları da aynıdır. Yani bunlar sırf yılbaşına özel olarak
kullanılacaklarsa yapılıp satılmaları aynı derecede mahzurludur:
Eşantiyon eşya için de aynı şey söylenir. Ancak satıcılar bizzat
yılbaşını kutlamış gibi günah almazlar. Çünkü, satılan şeylerin kötü
amaçla kullanılması haramdır. Halbuki süs eşyaları satmak esasen haram
olan bir iş değildir. Bu açıdan satıcıların sattığı süs eşyaları bizzat
haram değildir. Bunu bir dükkanı içki imalatçısına vermeye
benzetebiliriz. İmamı Azama göre içki satışı yapacak birisine binayı
kiraya vermek haram değildir. Bu noktadan yapılan satışın kendisi haram
değildir. Bunu yanlış yerde kullanacak olanların yaptıkları haramdır.

Bununlanberaber, bir şeyin haram olmaması hiçbir sorumluluğunun olmadığı
anlamına gelmez. Böyle bir konuda yardımcı olmak, en azından mekruhtur.
Mekruh ise harama yakın derecede kişiyi sorumlu eden demektir. Bu
nedenle bir mecburiyet yoksa bu işin yapılmasını tavsiye etmeyiz.

Müslümanlar bu yılbaşını takvim başlangıcı yaparlarsa, yılbaşı gecesinde yapılan
âyin veya eğlencelere iştirak ederlerse ne olur?

Yılbaşı dolayısıyla yapılan dinî âyine katılan (Hristiyanlarla beraber bu toplu ibâdeti yapan) müslümanlar en azından haram (büyük günah) işlemiş olurlar. Dinî âyîne katılmadan yılbaşı dolayısıyla toplantı ve eğlence yapan müslümanlar, bu eğlencelerde ayrıca hiçbir haram işlemeseler dahi, kökeni dinî (İslâm’dan başka ve ona göre bugün mûteber olmayan bir dîne dayalı) olan bir faâliyete katıldıkları ve başka dinden olanlara -dinle ilgili bir konuda- benzer hale geldikleri için günah işlemiş olurlar. “Bir din ve kültür topluluğuna kendini benzetenler onlardan sayılır” meâlindeki hadîs bu davranışı yasaklamaktadır.

Yılbaşı, takvim, tarih, tatil, eğlence, şenlik ve bunlarla ilgili âdetler bir milletin kültürüdür. Kültür din ve ideolojinin bedenlenmesi, ete kemiğe bürünmesidir. Bu ikisini birbirinden ayırmak mümkün değildir. Eğer birileri din ile kültürü birbirinden ayırmaya, aralarındaki bağı koparmaya kalkışırsa -zor olmakla beraber bunu yapabilirse- kültür ile beraber dîni de değiştirme yoluna girmiş olur. Bedenini parça parça kaybeden din gider (milletin hayatından çıkar) onun yerine yeni kültürün dîni veya dinsizliği gelir. Kültür ile din arasında böyle bir bağ bulunduğuna göre; kültürün değişmesi dîni yakından ilgilendirir. İslâm’ın beş temel amacından biri dîni (müslümanların hayatında İslâm’ı) korumaktır. İslâm’ın korunmasını olumsuz etkileyen bir davranış, bir kültür değişimi, bir kültür taklidi haramdır, bazan bununla da kalmaz dinden çıkma sonucunu doğurur.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Medine’ye göçünce, burada öteden beri iki  bayramın bulunduğunu ve bu bayramlarda kutlama yapıldığını öğrendi. Bayramlar, dînin etkilenmesi bakımından önemli kültür unsurları olduğu için bunları değiştirdi ve yerlerine Ramazan ile Kurban bayramlarını tebliğ etti. Daha pek çok hadîste, başka dinlerle ilişkisi veya sembolik değeri/fonksiyonu bulunan âdet ve uygulamaları müslümanlara yasakladı.

Share